KONULU KLİP: Şarkının sözleriyle uyumlu bir şekilde ilerleyen bir hikâyesi olup, başroldeki kahramanı tercihan şarkıcının canlandırdığı, en iyi ürünlerini 90'larda vermiş olan klip türü.
Bugün, türün bence en başarılı örneğinden söz edeceğiz sevgili okurlar:
Eda Özülkü - Uçurdum da Uçurdum
Yıl 1995.
Yıl 1995.
Konulu klip varsa bir de konusuz klip olması gerekiyor, mantıken. İşte bütün o modern danslar, sürrealizm, gerçeküstücülük ve DALİ TARZI olayların hepsi bu kategoriye. TABİİ Kİ, 90'larda-Türkiye'de-çekilen-klip gibi tırt bir şeyin boyunu aşan bu havalardansa D.G.nizin tercihinin konulular olacağı bir sır değil. Peki onca klip içinde neden insanın aklına onbeş yılda bir gelecek bir isim olan Eda Özülkü'nün şarkısı Uçurdum da Uçurdum'u seçtim? Çünkü konulu klip'ten hepi topu iki tanecik beklentim var ve ikisini de çok güzel yerine getiren yegâne eser.
EDA HANIM: ”ON ÜÇ-ON DÖRT YAŞINDA DALDAN ELMA AŞIRDIM”
Bir kere hikâye ve sözler birbiriyle güzel bir uyum içinde mi? Yoksa örneğin, ”Yine o gitmeler...” diye başlayan şarkının klibinde adam meğer trafik kazasında mı ölmüş? (Aşkın Nur Yengi, Allah Şahit Yandım Aşkına) Çünkü düşünürsek, insan da tekrar tekrar ölmüyor.
Uçurdum da Uçurdum'un başında Eda Özülkü oğlunu okul müsameresine yetiştirmeye çalışıyor. O sırada bir başka veliyle çarpışıyorlar, sarı saçlı adam da kızını okula getirmiş. Ah bir romans mı olucak acaba demeye kalmadan, Eda Özülkü'nün yüzünün ŞEYTAN görmüşe dönmesiyle anlıyoruz ki olayların bir geçmişi var.
Ve sözler giriyor:
![]() |
Şeytan görmüşe döndü. |
Gel yıllardan sonra
Tut ellerimden tut, haydi korkma
Dur oyun oynama, saklanma dönsün dünya..
Neler döndü aramızda,
Neler döndü aramızda,
Aşık olduk bir çırpıda,
Söz geçmezdi o yıllarda..
Ne sana, ne bana, ne kör aşkımıza!
Ardından, hatıralara geriye dönüşler şeklinde, genç irisi Eda Özülkü ile sarışın çocuk arasındaki bu kör aşkın nasıl başladığı, yaşanan tatlı günler, piknik, salıncak, papatyadan taç yapma, kovayı oğlanın kafasına boşaltan anne, kızlı-erkekli ortam, ve sonra çapkın delikanlının bir flörtü yüzünden genç kızın nasıl kalbinin kırıldığını birer birer öğreniyoruz.
Uçurdum da uçurdum
Uçurtmalardan kurtuldum,
On üç on dört yaşımda
Daldan elma aşırdım(?)
Uçurdum da uçurdum
Uçurtmalardan kurtuldum,
On üç on dört yaşımda
Sana nerden vuruldum?
![]() |
“Eda'mız 14 yaşında.” |
Uçurtmalardan kurtuldum,
On üç on dört yaşımda
Daldan elma aşırdım(?)
Uçurdum da uçurdum
Uçurtmalardan kurtuldum,
On üç on dört yaşımda
Sana nerden vuruldum?
Ki daha ne olacaktı sayın okurlar? Yaz aşkı olmuş işte, olup olacağı o. Sonra gençlerin ikisi de önüne bakmış, hayatını, ailesini kurmuş. İş, eş, aş derler bizde. Klibin sonunda da herkes güzel güzel kendi evine dönecekken küçük bir sürpriz: Eda'nın oğlu da sarışının kızından hoşlanıyoor! Aşk bayrağını genç neslin devralması: Aşırı sevdiğim bir başka klasik. Gençler istediğini yaşayacak tabii, evlendikten sonra zor.
Gördüğümüz gibi, klibimiz yalnızca sözlere uygun bir şekilde ilerleyerek birinci kriteri yerine getirmekle kalmıyor, aynı zamanda kendi içinde tutarlı hikâyesiyle ikinci kriterden de alnının akıyla çıkıyor. Yani, olaylar anlamlı bir yere varıyor mu, izlediğimizden bir şey anlıyor muyuz? Bu kriter insanı vezir de eder rezil de eder sevgili okurlar. Aşağıda ise rezil eden versiyonunu okuyacaksınız:
AH ÇELİK SEN NİYE BÖYLE OLDUN?
AH ÇELİK SEN NİYE BÖYLE OLDUN?
Kim her sabah bir karanfil koyar gider baş ucuna (Sahne: Yastığa karanfil koy)
Kim okşar gözlerini sana her bakışındaKim tapar giyindiğin bir sıradan kazağa (Sahne: Kazağı kokla)
Söyle yarim kim daha çok seviyor
Sen yalnızca naz yapmayı bilirsin
Ağlatırsın inletirsin yalvartmayı bilirsin
Seviyorum dersin eziyetsi seversin (Eziyetsi?)
Her zaman keyiftesin neşedesin zevktesin
Ağlatırsın inletirsin yalvartmayı bilirsin
Seviyorum dersin eziyetsi seversin (Eziyetsi?)
Her zaman keyiftesin neşedesin zevktesin
Biz burada bekliyoruz ki Çelik'in şımarık bir sevgilisi var da ilişki yürümüyor. Piuuuh... Hayır efendim, Çelik kız arkadaşıyla bir film çekmiş. Film içinde film. Kendi yazmış, oynamış, yönetmiş. ”ÖDÜLLÜ FİLMİN BAŞROL OYUNCULARI İSTANBUL'DA!” Çünkü Fransa'da çekildiği için. Fakat film biraz tuhaf. Kadın bir kere deli ve belli ki Çelik'i de delirtmeye azmetmiş.
Çelik: ”Bak seni seviyorum ve kaybetmek istemiyorum. Fakat anlamıyorum, aşkıma inanman için daha ne yapmam gerekiyor? Yalvarmam mı gerekiyor?”
TOKAT GİBİ BİR CEVAP:
Böyle garip bir tartışma almış gidiyor sevgili okurlar.
- Ben daha önce de sevdim ama hepsi bitti.
- Sen sevdiğini zannetmişsin, hiç aşık olmamışsın.
- İyi.. Tamam da ne yapmalıyım?
- Sen de söylüyorsun ya, öbürleri bitmiş, ölmüş. Ben sana ölümsüz aşkı teklif ediyorum ama sen anlamıyorsun.
- Çıldıracağım şimdi! Tamam da ölümsüz aşık olmak için ne yapacağım?
- Çıldırma... Rahat ol... Sadece sev. Ben seni, sen beni bulmuşuz. Bunu biliyoruz ya yetmez mi?
İnsanın ”Paylaşamadığınız nedir sizin canım?” diye sorası geliyor. Sonunda anlıyoruz ki klip, o büyük soruya cevap arıyor aslında. CEVAP: Çelik değil, kadın daha çok seviyor. E adam sen o zaman niye atıp tutuyorsun kadının arkasından? Böyle bir takım anlamsızlıklar. Üzülerek belirtmek zorundayım ki Çelik'in o güzel mi güzel gözlerine yapılan zum'lar dışında klibin bir artısını göremiyorum:
Her işin de bir adabı var görüldüğü üzere. Bu şekilde buradan da dersimizi çıkarıyor, bu dosyayı da burada kapatıyoruz sevgili okurlar. Sevgiler kucak kucak,
D.G.
D.G.
12 yorum :
Konusuz kliplere doksanlardan bir örnek vermek istiyorum: http://www.youtube.com/watch?v=i4TTKEINCP4
Zamanın en ileri teknolojisini kullanıp sürrealist kliplerin tohumunu ekmişler. Çok özel... :)))
ufff çok konusuz'muş bu da be :)
ama o kadar gariban görünüyo ki bi sempati duydum elimde değil.
bu iyiydi güzeldi de konulu klip dendi mi "Emel Müftüoğlu - Bir Ümit Doğmaz Mı?"yı tek geçerim.
http://www.youtube.com/watch?v=Yy4Ot9mgieE
Şarkıda geçen her söz harfiyyen klibe yansıtılmıştır. Hikaye bütünlüğü, süprüzlü-giderli son ve starring: Behlül ruhlu bir Çakır; Oktay Kaynarca, ve dönemin külhanbeyi abisi Mükremin Çıtır; Yılmaz Erdoğan da cabası.
Bildiğin güzeldi, severek izliyorduk.
-Joo
düşündüm de saçma bi yorum yaptım aslında :) emelin klibini hala beğenerek izliyorum çünkü. ee o zaman nerde kaldı 90lar ruhu? bu klipte 90lar için eksik ya da fazla bi şeyler var yani. oysa uçurdum da uçurdum örneği tam bir 90lar klibi.
bi de hakkaten o kadar 90lar listesi yaptım metin özülkü de karşıma çıkmasına rağmen eda özülkü aklıma gelmemişti.
peki acaba emel müftüoğlu biraz fazla kilolu diye mi hep bu komik klipleri çevirmiş acaba :))
sevgili deniz,
peki celik'ın dudaklarımı ay once mandaldan kurtardım dermıscesıne fırfırlastırdıgı halleri?!
simdi herkeşler bir link vericek eminim ama ben şuna inanıyorum ki aşaüıda linkini verdiğim klip bir zamanlar bildiğin NELER SEYREDIYORMUSUZZZZZ tepkisini verecein bir klip ve klipteki konuk sanat kısaca ona M.A. dielim klibi daha da yüce medeniyetler seviyesine taşıyoryoryor.
http://www.youtube.com/watch?v=LzTD-0pRomk
huuu allah kahretmeye uçmayalım çiler!
kadın ”dans” dedikçe namusuma küfredilmiş gibi oluyom yemin ederim ahhahahohohoho
Deniz seni ve o muhteşem kritiklerini çok özledik neredesin ? :(
Evet yeter artık çok uzadı bu ayrılık Deniz Sen Jenny Humphrey için derdin bizde senin için diyoruz "Sensiz buralar çöle döndü geri dön Lütfen "
Biliyorum artık çok geç ama ben umutsuz bir şekilde Gossip Girl Final bölümü yazını bekliyorum hala Deniz :/ Sensiz Buralar Çöle döndü ayrıca.
"Medcezir" adlı sahneler sahanesi yeni gençlik dizimiz hakkındaki yorumlarını bekliyorum davamdan dönmem :( Seni özledik...
böyle şeyler yazdığınızda IP'nizden uzanıp yanaklarınızı öpmek istiyorum lakin ki son post'umda da belirttiğim gibi artık televizyon karşısında aşırı sıkılıyom :(
Yorum Gönder