13 Ocak 2014

GÜNEŞİ BEKLERKEN #gizliaşk #gizliaşk #gizliaşk


Bu yazı bir okuyucumuzun çocuğunu kesmemesi için yazılmıştır. Kıps.

Vay anasını. Yine bi geldim ortalığı kan götürüyor.

Parolayı söyle, bundan böyle
Saatini bana kur, sakına' gecikme

Parolayı söylüyorum: "Bırakmıycam onu asla bırakmıycam."

Bırakma Meliscim. Bırakma Kerem'i. Yoksa başka hangi koşullar altında 17 yaşındaki kolejli iki kız çocuğu, 17 yaşındaki bir başka kız çocuğunun başına çuval geçirip kamera bandıyla paketleyebilir ki? Demek Kerem Sayer Lisesi'nde "Sileceksin meseneden" olayına bir de bu açıdan yaklaşılıyor. Vallaha piştov patladı Kerem oğlan. Gülücük :)

Bu mevzuda başka da yorum yapmak istimiyorum zira -o kadarcık olsun tanımışsınızdır beni herhalde- histeriklikten hoşlanmam. Bu hayatta histeriden ekmek yemeye gerçekten yaklaşmış tek insan Nihal Ziyagil'dir onu da Bihter bebeğim kıçından vurup kaçmamakla bence büyük hata etmiştir. 

Gel gelelim, değinmek istediğim önemli bir husus var, KOLA. Evet kola. İçine buz bile konmamış kuru kuruya kola. İki tanecik bardak için indirilen gümüşlü tepsilere hadi gene okey de, o Dilan'la Melis niçin dulcuk gibi sürekli birbirlerine bu kolayı ikram ediyorlar? İnsan o bardağı ağzına kadar doldurup da arkadaşına uzatmayı utanır. KOLA NE YAAA. Bizim okul öyle Sayer Koleji gibi entrikalı bir yer değildi ama alıklıktan salyalarımız akarken dahi evimize gelen arkadaşımıza kahve ikram edecek kadar incelmiştik çok şükür. HALK GİBİ KOLA İÇMEYİN EVLADIM!

Bir de bi tane garaj bulmuşlar, içinde ipte asılı lastik ve yanarlı dönerli dekoratif çöp tenekesi var. Whoaa. Kerem'in Riva'daki underground garajı sandım önce ama baktım Melisler de gidiyor. (Sıkıyorsa orda da kola için.) Kız o değil bak yeraltı yaşam tarzı da artık paralı çocukların hakkı olmuş görüyo musun.

Peki sizin şundan haberiniz var mıydı sevgili okurlarım: 
- Kerem'in e-mail şifresini bilmiyorum ki.
- Aa, şifre kırıcı bi sürü program vaar! 
Mesela?
şifrekır.exe Free download! 
Mac kullananları da unutmadık: şifremiodaneymişcartkabakağıt.dmg 

Arkadaş dayanamıcam artık ama bir insan da bu kadar huzursuz edilmez. Zaten hükümet yine torba kanun çıkarasıymış, vallaha toptan kapatırım bu interneti. 

Peki genç cenahta olaylar aşağı yukarı bu çizgide seyrederken kartlamışlardaki naifliğe ve de rahatlığa ne demeli?

Kıkır kıkır gülüşüyorlar ve birbirlerini sürekli affediyorlar. Hele Jale'nin vaktiyle yaptığı, hatta bir yerde diziyi var eden büyük pujtlukla ilgili olarak artık had safhada gevşek davranmasına ben hiçbir şey demiyorum. Pes!

Sıkıcılar kraliçesi iri Demet de gelmiş diyor ki "Affetmek insanı özgürleştiriyor be Cihancım, amaan fifi!" Nerdeyse ağzımı büzüp taklidini yapıcam viyviyviyviy. Hiç sevmiyom Demet gibi insanları. Her şeye pozitif, her şeye ölçülü, gamzesini çıkarıcak diye suratında hep bir gülümseme. Bi de ben o sırada bakıyorum gözünün içi hiç titremiyor, hep sahte gülüyor bu pis, siz de inanmayın. Aklından ne geçiyor, içinde ne duygular gizli, assla bilemezsin. Vallahi benim böyle omzundan itekleyesim geliyor bunları, "Git be bok!" diyesim geliyor. Hiç arkadaş filan da olmam banane. Kendi gibi kızının aşk hayatını da kurutucak orda. "Ben senin yanlış bir şey yapmayacağını biliyorum annecim ama Melis çok üzülür sonra." Melis mi üzülür? Ah Demet, Melis senin kızı çuvala tıktı garaja yollandı bile be annem.
"KALİTE DÜŞÜRÜLDÜ"
Bu arada Jale'nin tek bir bölümde üç ayrı düz boğazlı kazak giymiş olması tabii ki dikkatimi çekti. Sanırım bir gün yalnızca düz boğazlı kazaktan bahseden bir dosya çalışması yapıcam. Fakir olsun, mutsuz olsun, ilaveten bir ayağı çukurda olsun, genel olarak içinizi şişirecek kadınların alametifarikası. (Konuyla ilgili örnekler ÖBGZKİ Cemile ve Kusmuk Fatmagül çalışmalarında görülebilir) Ne demeye çalışıyor bunlar bilmiyorum, "İlgilenmeyin bu Jale'yle, o zaten ezik?"


Ama Jale de iyi malın gözü çıktı haa. Sayer Koleji'nin üstüne bir Sayer Üniversitesi açtırmayı, başına da kendisini geçirtmeyi Sevimanım'ın aklına bir güzel soktu sinsi. Ve bu sırada boğazlı kazağının üzerine ezikliği gizleyen bir trençkot geçirmeyi de ihmal etmemişti. Gerçi "Sayer markası" lafından biraz içim bulandı, çünkü ben Jale'yi özünde bir eğitim neferi sanmıştım ama demek sen de küçükmüşsün Yaşar Usta. Amaan, bir tane de Sayer Üniversitesi oluversin n'olucak, afişlerini astırırız metroya.
Sevim Sayer'e laf yok, çok beğeniyom onu.
Aslında benim genel olarak Güneşi Beklerken'de öğrenmeyi umduğum tek bir şey kaldı: Bu Barış'ın olayı ne? Ne oldu da Kerem'in babası bunu öz oğlu gibi kolluyor ve ne olmadı da Kerem'in annesi Sevimanım bu vaziyete uyuzlanıyor? Arada izlemediğim on beş bölümde bahsi geçtiydiyse bir zahmet siz bana anlatıverir misiniz lütfen. GB FANLARINA ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER :) (ben yapınca olmadı sanırım ama neyss)

Şimdi müsaadenizle kendi banal hayatıma dönüyorum değerli okurlarım. Bugün dişim çekilicek. Sanırım tek artım kola içmiyor olmam :(
Sevgilerimle,

D.G.

8 yorum :

bay ripley dedi ki...

Oncelikle tesekkurler. Aylardir ozlemistik iyi geldi. Ancak cevabima gecmeden, biraz da sabah sabah sarkiyi aklima taktigin icin sana herkesin onunde soyluyorum D.G.: http://www.youtube.com/watch?v=i4TTKEINCP4 Bu videoyu herhangi bir calismanda konu edinmezsen iki elim yakanda. Yine bir klip analizi cok banal olur, blog'u Eda Ozulku uzerine yazmiyorsun sonucta ama madem bu klibi hepimize hatirlattin, senin de bu okuyuculara karsi bir gorevin var. Bence "spor musabakali klipler" gibi bir dosya olabilir. Veya "yonetmen kesin lsd kullaniyordu" temasini dusunebilirsin. Ikincisi icin Aysegul Aldinc'in "Alimallah"ini da dusunebilirsin. Japon baliklari, ustsuz Aldinc filan. Yakisir.

Gelelim GB'ye.
Bence GB'nin en ama en ihmal edilen noktasi Gunes. Bir keresinde heralde heyecanli son bulamadilar diye Cihan Hoca'yi Riva'daki gibi bir eve gonderip kapiyi acan insana "Merhaba Gunes" dedirttiydiler. Esas gizem bence o. Yoksa Kerem, babasi filan, tisssss. Bir de onun hakkinda pek bir sey soylenmedi ama son bir aydir ben de izlemiyorum. Anca sosyal medyadan takip. Yetiyor da artiyor.

Ama Jale karisi geri dondu demek ki. Hem de sinsi ve neoliberal bir planla. Ben o tamamen gitti saniyordum. Doktor sevgilisi de onla geri donmus mu? Onunla Demet arasinda bir sey olsun Allahim ne olur, o Jale ancak boyle adam olur.

Bir de Demet ve Cihan arasi da tension kayip mi oldu nedir? Demet'i yuva yikan kadin olma kaderinden kurtardiklari ve Turk aile yapisini bir kere daha gozumuze soktuklari icin yazarlara burdan tesekkur ediyorum.

Gelelim Zeyker'e. Bu lise senin bildigin liselerden degil. Dostluklar da asklar da olesiye yasaniyor D.G. Ben bu lisenin bir benzerine gitmis birisi olarak soyleyebilirim ki, biz bile bu kadar abartmiyorduk. Allahima cok sukur hicbir arkadasimin kafasina isgalci Amerikan askeri gibi cuval gecirmedim. Manyak diye suratina bagirmisligim olmustu bir iki tane tipin. Bir arkadasim da bir digerinin agzina tekme atmak icin siranin tepesine cikmisti. Ama bunlar her yerde oluyordur, diy mi?

Aman bunlarin hepsi yalan. Senin geri donmen onemli sevgili D.G. Girls'un 3. sezonuna ne diyorsun? Kimse begenmedi gene. Sanirim Bruklinli beyaz kizlar artik baya out.

bay ripley dedi ki...

Oncelikle tesekkurler. Aylardir ozlemistik iyi geldi. Ancak cevabima gecmeden, biraz da sabah sabah sarkiyi aklima taktigin icin sana herkesin onunde soyluyorum D.G.: http://www.youtube.com/watch?v=i4TTKEINCP4 Bu videoyu herhangi bir calismanda konu edinmezsen iki elim yakanda. Yine bir klip analizi cok banal olur, blog'u Eda Ozulku uzerine yazmiyorsun sonucta ama madem bu klibi hepimize hatirlattin, senin de bu okuyuculara karsi bir gorevin var. Bence "spor musabakali klipler" gibi bir dosya olabilir. Veya "yonetmen kesin lsd kullaniyordu" temasini dusunebilirsin. Ikincisi icin Aysegul Aldinc'in "Alimallah"ini da dusunebilirsin. Japon baliklari, ustsuz Aldinc filan. Yakisir.

Gelelim GB'ye.
Bence GB'nin en ama en ihmal edilen noktasi Gunes. Bir keresinde heralde heyecanli son bulamadilar diye Cihan Hoca'yi Riva'daki gibi bir eve gonderip kapiyi acan insana "Merhaba Gunes" dedirttiydiler. Esas gizem bence o. Yoksa Kerem, babasi filan, tisssss. Bir de onun hakkinda pek bir sey soylenmedi ama son bir aydir ben de izlemiyorum. Anca sosyal medyadan takip. Yetiyor da artiyor.

Ama Jale karisi geri dondu demek ki. Hem de sinsi ve neoliberal bir planla. Ben o tamamen gitti saniyordum. Doktor sevgilisi de onla geri donmus mu? Onunla Demet arasinda bir sey olsun Allahim ne olur, o Jale ancak boyle adam olur.

Bir de Demet ve Cihan arasi da tension kayip mi oldu nedir? Demet'i yuva yikan kadin olma kaderinden kurtardiklari ve Turk aile yapisini bir kere daha gozumuze soktuklari icin yazarlara burdan tesekkur ediyorum.

Gelelim Zeyker'e. Bu lise senin bildigin liselerden degil. Dostluklar da asklar da olesiye yasaniyor D.G. Ben bu lisenin bir benzerine gitmis birisi olarak soyleyebilirim ki, biz bile bu kadar abartmiyorduk. Allahima cok sukur hicbir arkadasimin kafasina isgalci Amerikan askeri gibi cuval gecirmedim. Manyak diye suratina bagirmisligim olmustu bir iki tane tipin. Bir arkadasim da bir digerinin agzina tekme atmak icin siranin tepesine cikmisti. Ama bunlar her yerde oluyordur, diy mi?

Aman bunlarin hepsi yalan. Senin geri donmen onemli sevgili D.G. Girls'un 3. sezonuna ne diyorsun? Kimse begenmedi gene. Sanirim Bruklinli beyaz kizlar artik baya out.

çocuğunu-kesmekten-vazgeçen-adsız dedi ki...

D.G yine büyüklüğünü gösterdin ve 15 bölüm falan izlemediğin diziyi ben ve çocuğum için oturup izleyip yorumladın. ne diyebilirim ki sana ne diyebilirim :'''))) ay lav yuğ

nası bi zevkle okudum anlatamam yine hiç umamayacağım noktalara değinip detaylarla dalga geçmişsin ahahahaahaha KURU KURU KOLA NE YA CİDDEN?
barış ve ahmet olayı hala muamma. sır oralar hep. barış'ın ana-babasını öldüren hapisteki amcası olaylarıyla bağlantılı rahmetli cem bey'in bile ilgisi vardı bunlarla ama hiçbiri açiklanmadı daha offff neyyyse çok sıkıcı bu kısımlar hiç ilgilenmiyorum sahsen.
bay ripley'in de belirttiği gibi ''güneş'' diye bir karakter var esas mesele o.
hoş o da çok tın değil ama öyle bi gizem yarattılar ki ''kim la bu'' diyo insan.
(kerem sayer olmasa izlemem bile GB)
Demek girls 3.sezon beğenilmedi ha Bay ripley. oh iyi oluyo batasıca lena dunham. o kadından aşırı nefret ediyorum. BU KONUDA DA YAZ D.G YOKSA YİNE OLMAYAN ÇOCUĞUMU KESERİM AHAHAHAH ŞAKA ŞAKA

deniz dedi ki...

a-aaa güneş diye bir ŞEY var mı gerçekten? ben onu metafor sanıyodum. pıııf :(

yalnız girls değil genel olarak bu late 20's mevzuu herkesi sıktı bence. ben daha birinci sezonu bitirmemiştim kaldı öyle. zaten yine televizyonsuz ve bok internetli evime döndüm. yine bana hüsran bana yine hasret var dostlar, bye.

deniz dedi ki...

bu arada bay ripley, demeyi unuttum, eda özülkü'nün o şarkısını konulu klipler dosyasının altına bir okuyucumuz konduruverdiydi, o gün bugündür aklımdan çıkmaz :)

benim-ben-o-meşhur-adsız- dedi ki...

evet kanlı canlı bir Güneş var. aslında vampir gibi yaşıyordu, canlı da olmayabilir.emin değiliz.

televizyonsuz ev mi olurmuş yaaa :(( esra erol izlenmeyen ev gibi birşey galiba bu. ev bile denmez ona, yarım ev.

Kuzu Gozde dedi ki...

Güneş önemli, Jale'nin karakterinin pislikleşmesi de kendisiyle paralel. Telefonda konuşup duruyorlar, ortaya çıkacak bakalım.

Elvan dedi ki...

Zeynep kendisini Bihter sanıyor, Bihter'den alıntı bile yaptı. ve Melis Kerem'in odasında -küpesini- buldu Zeynep'in. aşk-ı memnu özentiliği mi yoksa aşk-ı memnu'ya selam mı gönderiliyor, bilemedim...