28 Haziran 2010

2010 Sezon Değerlendirmesi #2 EZEL: Karışık Hisler İçindeyim



















Geçen hafta kendi telaşımda olduğumdan Ezel yazısını biraz geciktirdim değerli okuyucular, malum bizim de Aşk-ı Memnu'muz bitiyordu. (Off, çok üzülüyorum) Yoksa 2010 sezon değerlendirmelerinde Ezel tabii ki çok önemli bir madde.

Şunu belirtmek isterim, Yeryüzündeki 100 Büyük Aşk-ı Memnu'cu listesinde yer aldığımdan ötürüdür ki, Ezel'e başlangıçta yüz vermedim. Verenleri de içimden hep hakir gördüm. Biz burda Aşk-ı Memnu'yu bile (bak, BİLE) döverek severken ne oluyordu da buna gelmiş geçmiş en zekice yazılmış dizi muamelesi yapılıyordu? Bu türden huysuzlukları bir kenara bırakışım, Nisan ayında gelen ani bir depresyon atağı ile oldu. Yerli diziler moralime iyi geliyor benim, beynim ılık suya atılmış gibi gevşeyiveriyor. Ayrıca itiraf ederim ki bir süredir de sinsice Ezel olayına hakim olmak istiyordum, Cansu Dere falan çok ağlıyordu, bunları öğrenmem lâzımdı. Ne âlâ. İnternetten Lost gibi peş peşe izlerken Ramiz Dayı'nın sesinden biraz kafam şiştiyse de acıklı yerli dizi arzum fazlasıyla tatmin oldu. Benden çok uzaklarda yaşayan Ezel'le Eyşan için üzülürken kendi derdimi unuttum, şahane oldu.


Öncelikle, Ramazan kod adlı dostum gibi ben de herkeslerin Ezel'e neden bu kadar bayıldığını gayet iyi anladım. Bir kere benim başta zannettiğim gibi olay mafyacı adamların maceraları değildi. Ezel'in derdi büyüktü, intikam alacaktı, çok merak ediyordum acaba şimdi ne yapacaktı. Dayı cool biriydi. Biraz fazla konuşuyordu ama insanı iyi tanımıştı, Heredot Rıza gibi kıraathane ozanı değildi. Sonra bayağı da içli diziydi, her bölüm dökülen gözyaşının haddi hesabı yoktu.


Yine de Ezel'le aramızda bir soğukluk, bir mesafe hep kaldı. İçime sinmeyen hususlar vardı bir kere. En başta şu: Neden Ezel izleyicisi Aşk-ı Memnu izleyicisi gibi eğlenceli değildi? Neden sürekli "Çok güzel dizi, çok farklı dizi, saygı duyduğum dizi" diye sıkıcı sıkıcı konuşuyorlardı? Lost mu vardı karşında güzel kardeşim? Ki aslında Lost da bayağı dandirik diziydi çok affedersiniz. Bir de utanmadan Aşk-ı Memnu'yla karşılaştırmaya kalkanlar oluyordu, onların hepsini tabii ki kafamda dövdüm.

Sonra, Cansu Dere'den nefret eden bir kitle vardı. Tamam Bihter de YouTube videolarının altında ağza alınmayacak küfürler işitmiştir, ama Cansu Dere'yi sanki hiç kimse sevmiyor gibiydi. Ramazan kod adlı dostum bunu "Ama o Ezel'in dizisi" diyerek açıkladıysa da bunu hiçbir zaman içime sindiremedim. Ben kızcağıza o kadar üzülüyordum ki. Perşembeleri Bihter'le dağlanan minik kalbimin bir köşesi de Pazartesileri Eyşan için kahırlanıyordu. Hele Ezel içten içe seviyormuş gibi görünüp sonra ekrana sekmeden her seferinde "bitiricem o sürtüğü" bakışını attığında sinirlerime hâkim olamıyordum. Ben "İntikam çottatlı bir şey kıız" diyerek şeytani kahkahalar atarken tasvip etmeyen bakışlarını yüzüme diken o güzel insanların hepsi şimdi neredeydi haa nerede??? Neden dizide bir allahın kulu da çıkıp "Ama Ezel, bak o kızcağız da perişan" demiyordu? Asıl yumuşak kalpli olan benmişim, bunu anladım ve çok da şaşırdım. Ne oldu şimdi gelinen noktada ha, ne oldu? Eyşan Ezel'e fena şeyler yapacak. Yapsın bence de, hakkıdır.

Ayriyeten, bütün bu "izleyiciyi ters köşeye yatırma" numaraları biraz uzamadı mı sizce de? Final bölümünde örneğin: Ezel, Dayı ona ihanet ediyor sandı sandık, sonra sanmıyormuş meğersem. O an ayağa kalkıp Ezel'le Dayı için bir alkış koparmamız gerekiyordu galiba :/ Zaten itiraf etmek gerekirse ben bu silahlı, çatlamalı-patlamalı işlerden oldum olası sıkılmışımdır. Oraya yalandan bir tane son düşman uydurmuşlar, ona varana kadar kırk tane dandik meseleyle uğraş babam uğraş. Buna literatürde Pokemon Law denilsin, ben buldum. Pikaçu büyük Pokemon turnuvasına gidip dövüşecek, aslında hikâye bu, ama yolda gördüğü herkesle dövüş tutar sen bölümlerce onu izlersin. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, Kenan Birkan kimmiş, nah şu kadar umurumda değil. Sizin neden umurunuzda olsun onu da bilemiyorum. Kenan ne yaa, Ezel'le Eyşan ne olacak sen bana ondan haber ver abisi.


Evet hislerim böyle. Ben burda Aşk-ı Memnu'yu bir tanesi finalden 4 hafta önce olmak üzere 3 kere bırakmış bir insanım. İlgim dağılıyor, çabuk küsüyorum, bana numaralar yapmayın. Neyse o; Ezel'in safı, Tefo'nun, Ali'nin herkeslerin safı belli olsun, ona göre herkes görevini yapsın, benim mantığım bu tarz. Aşk-ı Memnu yok artık valla önümüzdeki sezon temelli size transfer olabilirim, duygusal davranmayın bu fırsatları değerlendirin. Beni yükseltmeyin. 
Ama ne.

Hiç yorum yok :